Kısa yoldan Grafiker olmak !
Meslek eğitimi veren özel kuruluşlar! (2005 Yılında yazılmıştır, güncelliğini halen koruyor)
Ekonomik şartların değişmesi, çağın gereksinimleri, bazı meslek dallarının geçerliliklerini yitirmelerine, alternatif eğitim kuruluşlarının açılmasına neden oldu.
Her ekonomik kriz sırasında reklam veren harcamalarını gözden geçirip ilk kıstığı bütçe reklam harcamaları oluyor. Kriz ortamında reklamın kesilmemesi için geçtiğimiz kriz döneminde televizyonda ve basında bu yönde teşvik edici reklamlar, kampanyalar düzenlendi. Reklam ajansları müşterisinin reklam harcamalarını kısması durumunda çalışanlarının maaşlarını yarı yarıya indirme, işten çıkarma, kadroda daralmalar oldu. Krize dayanamayan bazı ajanslar da bu dönemde kapandı. Kriz ortamında bir çok reklamcı, tasarımcı işsiz kaldı. Krizin atlatılmasının ardından canlanan piyasa sebebiyle işe alımlar, ücretler nisbeten düzeltildi. Bir çok iş veren bu krizi kullanarak çalışanlarının ücret artışlarını yıllarca düzletmemek için krizi bahane ettiler. %5’lik artışlarla zamlar geçiştirildi. Reklam sektöründe çalışanların genel yaşam düzeyi ortanın üzerinde iken günümüzde bu düzeyde düşmeler olmuştur. Yine işinin ehli, çizgilerinde devamlılık sağlayan, kriz ortamında varlığını ve çalışanlarının güvenini koruyan reklam ajansları bu gün çalışmalarına başarıyla devam etmektedirler.
Gazete’lerin sarı sayfalarında rastladığımız eleman ilanlarında “Grafiker, Macintosh Operatörü Aranıyor” ilanları sıklaştı. Bu talep sektörün nitelikli grafik tasarımcı açığının olmasının yanında, bu alanda oldukça fazlalaşan 60-100 saatlik eğitimler sonrasında özel eğitim kuruluşlarından sertifikalarını alan, kursiyerlerin kendilerine Grafik Tasarımcı ünvanıyla piyasaya çıkıp bıraktığı kötü intibalar yüzünden işverinin sık sık elaman değiştirmesiyle sonuçlanmıştır. Kursiyerler profesyonel iş hayatıyla karşılaşır karşılaşmaz ciddi bir moral bozukluğuyla karşılaşıyorlar.
Bu konu yıllardır kanayan bir yara olarak artarak devam etmekte. Niteliksiz ve denetimsiz meslek eğitimlerinin nereye kadar bu şekilde devam edecek. Yıllarını bu mesleğe vermiş, üniversitesinde okumuş ya da bir ustanın yanında yetişmiş işinin ehli meslektaşlarımızın, iyi bir eğitim vaadiyle niteliksiz eğitmenler tarafından yetiştirilerek işinin ehli arkadaşlarımızla yer yer kıyaslamaya girilmiştir. Düşük ekonomik şartlarda çalışmayı kabul ettiklerinden dolayı ücretlerin belirli bir seviyeye gelmesini, sosyal hakların gelişip yerleşmemesinde nisbeten etkileri olan bu arkadaşlarımız aslında kendi yaşamlarını daha da zorlaştırıyorlar.
Bu kötü tablonun yanında nitelikli eğitim kuruluşları ve eğitmenler yok mu? Tabi ki vardır ve var olduğunu biliyorum. Ama üzülerek söylüyorum azınlıkta.
Piyasa deneyemi olmayan, ciddi bir iş yerinde işler yapmamış, Masaüstü Yayıncılıkta kullanılan yazılımları tanıyan kişiler rahatlıkla kendilerine özel bir eğitim kuruluşunda eğitmenlik işi bulabiliyorlar.
Gazete ilanlarında rastladığımız web tasarımı, grafikerlik kursları vb. eğitim kuruluşlarının ilanlarına baktğımızda, grafik eğitimi verenlerin grafik bilgisinin ne düzeyde olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Kullandıkları tanıtım metaryallerini çoğunlukla programın eğitimcilerine hazırlattıklarından durumun ne olduğunu, bu işin eğitimini verenin elinden çıkmış işlerin niteliksizliği karşısında hayrete düşmemek elde değil.
Mali durumları iyi olan özel eğitim kuruluşları, durumu düzeltmek, kendilerini ayrı bir yere koymak adına bu konularda eğitimlerini akademik düzeyde, tam zamanlı 1-2 yıllık süreçlerde vererek çözmeye çalışıyorlar. Bu konuda çalışan bir eğitim kuruluşu tanıyorum, fakat öğrencilerinin iş hayatındaki tutumlarını izleme olanığım hiç olmadı.
Özel Eğitim kuruluşlarındaki eğitim.
Sözde verilen grafik eğitimlerini ele alalım. Bu eğitimi veren hocanın niteliği, eğitim verilen konunun müfredatı, eğitimi alan öğrencilerin düzeyi. Bunlar eğitimin niteliksel durumunu ilgilendiren ilk koşullar.
• Üniversitelerin Güzel Sanatlar F.’leri 4 yılda grafiker yetiştiriyor. 4’yıllık bir eğitimi 60, 80, 100, 150 saatlerde nasıl verilebilir. Karşılaştırmaya buradan başlayabiliriz. Çünki kursiyerlere verilen vaatlerde buna benzer duyumlar aldım.
• Ardından müfredata gelelim. Hangi eğitim kuruluşu çok açık olarak kurs müfredatını öğrencilerine veriyor. Öğrenci bu müfredata baktığında bir bigisayar program eğitimi mi görüyor yoksa bir meslek eğitimi mi görüyor!
• Öğrencinin niteliği bu ayrımı yapabilecek bir düzey de mi?
• Öğrenciye meslek seçiminde doğru tercih için rehberlik hizmeti ne düzeyde veriliyor!
Mesleğimiz artık bilgisayar ve teknolojiyle özdeşleşmiş bir durumda. Bir grafik tasarımcı için FreeHand, Illustrator, Quark, Photoshop, Corel Draw neredeyse kaçınılmaz ve bilinmesi gerekiyor. Konu bilgisayar program eğitimi değil, bir meslek eğitimi.
Bu noktada kendi mesleğimiz adına, verdiğimiz emekler adına burada bir ayrım olmalı. Bu işin eğitimini verenlerin denetlenebileceği bir mekanizma olmalı. Milli Eğitim bu izni özel eğitim kuruluşlarına veriyor ve zaman zaman müfettişlerini gönderiyor. Burası bile kara mizah. Milli eğitim müfettişlerinin denetlemenin dışında başka özel ihtiyaçlarını bu özel eğitim kuruluşlarından karşıladıklarını tek sağır sultan duymamıştır her halde. Milli Eğitim sistemimizin de niteliğinin yetkili mercilerce tartışıldığı bu dönemde konunun kendi meslektaşlarımız tarafından ele alınarak sahiplenilmesinin önemine dikkat çekmek istiyorum.
Özel eğitim kuruluşları grafiklerlik kurslarının isimlerini “Masaüstü Yayıncılık” olarak değiştirmeli ve bu konuda düzenlenmiş ve her yerde temel olarak verilen bir müfredat oluşturulmalıdır. Teorik bilginin yanında pratik mesleki bilgilerin verildiği, günümüz teknolojik gelişmelerin öğrenciye öğretildiği, ezbercilikten uzak, gelişen iletişim şartlarında bir grafik tasarımcının en iyi yardımcısı olarak mezun edilmelidir.
Özel eğitim kuruluşlarında şuan hangi düzeyde eğitim veriliyor!
Masaüstü yayıncılığın Dünya’da standartlaşmış kullanım aracı olan Macintosh’lar bu eğitim kuruluşlarında kullanılmıyor. Ekonomik olarak bir PC’den biraz daha pahalıya geldiği için tercih edilmiyor. I-Mac’lerden daha ucuza mal edilen Celeron işlemcili bilgisayarlarda Macintosh kullanan reklam ajanslarına, Mac kullanamayan elemanlar yetiştirilmektedir. Yazılımların her iki platformda tıpa tıp olması bu farkı bir nebze ikinci plana düşürmektedir.
Gösterilen yazılımlar tüm özellikleriyle gösterilmiyor. Öğrenciye ağırlıklı olarak programın menüleri, tool’ların kullanımları gösterilerek eğitim tamamlanmaktadır. Oysa yazılımların kendi içinde taşıdıkları, bir problem karşısında sırayla yapılan farklı değerlerdeki uygulamalarla sonuca gidebilecek bir düşence yapısı gösterilmemektedir.
Özel eğitimler ve eğitimciler.
Bir çok yerde rastladığımız özel eğitmler veren eğitimcilerle yaptığım görüşmelerde bir öğrenciyi 40 saatlik birebir özel eğitimde yetiştirebileceklerini söylüyorlar. Özel eğitimler kursiyere daha pahalıya mal olmasına karşın, eğitimde verimin yüksek olmasından dolayı tercih ediliyor. Bu yönde ticari kaygılarla hareket eden eğitimci arkadaşlarımıza rastlamak mümkün.
Eğitim kuruluşlarında mesleki eğitimlerin niteliksel gelişimi konusunda çalışmalarıma kendi adıma devam edeceğim. Bir kimlik olarak taşıdığım mesleğime sahip çıkmak en doğal hakkım. Bu konuya tüm meslektaşlarımızın eğilmesini bekliyorum.
Ceyhun Akgün
Masaüstü Yayıncılık Eğitmeni ve Danışmanı
ceyhun@adobebilgi.com
www.adobebilgi.com
Bu makale tümüyle hiç bir yer yayında, sitede paylaşılamaz. Sadece link verilerek konu başlığı, ilk iki paragraf alıntı yapılarak bu siteye yönlendirilmesine izin verilmektedir. Tüm telif hakları Ceyhun Akgün’e aittir.